15 Ağustos 2013 Perşembe

                       Mucuzevi kişisel gelişim yazıları

Her zaman olması gereken duygular, yapmamız gerekenler, hayata bakış yönümüz şu olmalı, bu olmalı yazıları…Yaşama “şu” pozitiflikte bakmalı, “bu” şekilde olumlamalıyız ki ancak o zaman mutlu ve huzurlu olabiliriz. 
Peki işte zamanı geldiğinde, o duygulara ihtiyaç olduğunda, olumlama yapmamız gerektiğinde, acı bir şeylerin içine düştüğümüzde, güçlü olmamız gerektiğinde, evet işte “o zaman” geldiğinde neden olmuyor? Yapılması gerekenlerin hepsi yapılıyor da sonuç neden söylendiği gibi olmuyor? Neden gitmiyor bu kara bulutlar da, neden gelmiyor masmavi gökyüzü?

Zaten hepsi üst üste geldi, çünkü hep böyle olur. Bir taraftan bir aksilikle karşılaştın mı sıraya dizilirler. Sen daha biri “neden böyle oldu” diye düşünürken diğeri de gelir. “Yanlış” nerede oldu derken diğeri de ve sonra diğeri de gelir ve bir bakarsın her şey alt üst olmuş.

Ne olduysa oldu. Ama sen böyle olsun istememiştin değil mi? Çok iyi niyetle başlamıştı her şey, bir kötülük düşünmemiştin? İyilikle başladığın iş neden kötü sonuç verdi? Güzellikle başlayan konuşma neden kavgaya döndü?

Ne arkadaş, ne aile, ne iş, ne sevgili… işte şimdi hepten yalnızsın?

Geçmişte okumuş olduğun, altını tek tek çizip hafızaya aldığın kitaplar tekrar açılıyor. Bir kez daha üstünden geçiliyor olması gerekenlerin. Şu şöyle olmalı, bu işte böyle düşünmelisin, şunu kafanda şöyle olumlayacaksın, sen “şu”sun, asla olumsuz konuşmayacaksın. Bir kitap, iki kitap… hepsi aynı şeyleri söylemiş. Kaç tane okumuşsun hayret, hiçbir işe yaramamış ki hala kötü bir vaziyete düşmeyi ve duygusal olarak yapayalnız hissetmeyi başarmışsın. Şimdi yine bu kitaplara sarılmış kendini nasıl bu durumdan çekeceğini yakalamaya çalışıyorsun.

Bir çoğumuz kişisel gelişim yazılarıyla hayatımızı yönlendirmeye çalışıyoruz. Aynı cümlelerin geçtiği 20-30 kitap kütüphanemizde yer alıyor. Bazıları okudukları tek bir kitapla hayatlarının değiştiğini söylüyor. Her kitabı bu teselliyle aldınız zaten çoğu kez de. Arka yazılarda ki ya da bizzat kitabın içindeki “hayatın değiştiği” cümlelerine kanmayı isteyerek alıyoruz ama çevremizde okuyanların davranış tarzlarında ve düşüncelerinde zerre kadar bir değişme olmadığı da çarpıyor yüzümüze. Peki ama niye hala bu yazılardan medet umuyoruz o halde?

Mutluluk, neşe, huzur insanın içinde, bünyesinde…

Devamı: http://www.yenimakale.com/mucizevi-kisisel-gelisim-yazilari.html#ixzz2c3IAx3pn

BİR DİLENCİNİN AĞZINDAN



Sanırım aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından çıkabilecek en şiirsel sözler olsa gerek. Elbette Goethe Faust ta bu güzel mısraları bir dilencinin ağzından bizlere yazmış. Bakınız ne diyor; 

İyi kalpli baylar ve güzel bayanlar
Size dilerim kutlu bayramlar
Lütfen yüzüme iyi bakın
Ve beni dardan kurtarın
Boşa gitmesin bu şarkılar
Sadaka veren olsun bahtiyar
Bayram yaparken herkes
Sevinsin birazda şu kimsesiz
Ne olur sevincinden bayramın
Bana da bir pay ayırın

Goethe
Heralde çoğumuz dilenciye para vermişiz yada çalışsın kardeşim demiş yahut acaba gerçek dilenci mi diye düşünmüşüzdür. Ancak aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından bize aktarılmış gibi görünsede asıl mesele toplumda yardıma muhtaç kimselere nasıl yardım edeceğimiz ve paylaşacağımız fikrinin vurgulanmasıdır. 1700 lü yıların büyük Alman şairi ve oyun yazarı olan Goethe sanırım teknolojiden uzak o günlerde bu günlerde bir çok kimsenin görmediği şeyleri görmüştür. Zaten büyük sanatçı olmanın bir kriteri de bu olsa gerek. Bir şeyleri farklı görebilmek. Tabi onların okuduklarını ve düşündüklerini bilmeninde ötesinde, bir bilgelik olmalı ruhlarının derinliklerinde. Onların sanki içlerinde gönüllerinde fazladan gözler yahut kulaklar var. Farklı duyar ve duyarlılıklar gösterirler. Eğer bir şair bir eserini 60 yılda yazıyor ise bu eser defalarca okunmaya değer bir eser olsa gerek. Sanırım batı edebiyatında farklı bir tarzı ve gönül gözü olan nadir şairlerden biri Goethe. Bu güne gelirsek yani 2007 ye. Bizler topumsal yardımlaşma kavramında nasıl bakıyoruz? Örneğin lüks arabamızda sahilden usul usul giderken arabamız ışıkta durduğunda yandaki çöp kutusundan ekmek bulmaya çalışan bir dilenci ne kadar ilgimizi çekiyor. Yada Dünya nın x yerinde haksız yere ölen veya öldürülen insanları haber bültenlerinde gördüğümüzde nasıl devekuşları gibi kafamızı toprağa gömerek hiç bir şey yokmuş gibi sohbetimize devam ediyoruz. Elbette herkes zengin olsun. Ama bu Dünya daki herşey bazı kimselerin emrine verilmiş değildir. Evet bazıları ise buna güçlü olan kazanır diyor. Bu sanırım hayvanlar alminde böyle. İnsanlar ise durup düşünüp analiz yapabiliyor. Ve hayır diyor. Güçlü olan değil iyi olan hakeden kazansın ve yaşasın. Eğer güçlü olan kazanacaksa bu oyunda ben yokum topumu alıp giderim demek de doğru değil. Şöyle bir etrafımıza bakalım. Gururla ekmek ve yaşam mücadelesi veren ama ihtiyaçlarını karşılamayan insanlara hep beraber yardım edelim. O zaman belkide sokaklarda Goethe nin dizelerideki gibi bizimle dalga geçen bohem dilencilerle karşılaşırız. Onlarla şiir konuşur sohbet ederiz. İyiki varmışsın Goethe gönlüne ve kalemine rahmet



30 Temmuz 2013 Salı

Tüyler Ürpertici Esrarı Çözülemeyen 10 Olay

10
Shanti Deva- Geçmiş Yaşamını Hatırlıyor


1930 yılında Hindistan’ın Delphi şehrinde yaşayan 4 yaşındaki Shanti Deva, anne ve babasına daha önce Hindistan’ın Mathura şehrinde yaşadığını söyledi. Daha önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu ve adının da Ludgi olduğunu söyleyip durunca küçük Shanti’nin ailesi bu olayı araştırmaya karar verdi. Kızın ailesi Muttra diye bir köye gitti ve orada daha önce Ludgi adında bir kadının yaşadığını öğrendi. Bunun üzerine ailesi küçük Shantiyi bu köye götürmeye karar verdi. 4 yaşındaki küçük kız köye gidince bir anda o köyün lehçesinde konuşmaya başladı ve çocuklarını ve kocasını hatırladığını söyledi. Eski yaşamı ile ilgili tam 24 kanıt sunarak eski yaşamını hatırladığını da bu şekilde ailesine kanıtlamış oldu.

9
Gizemli Cüce


2008 yılında yönetmen Jose Alvarez Arjantin’de bir film çekerken bu tüyler ürpertici cüceyi şanseseri görüntülemeyi başarır. Bu kouyla ilgili El Tribuno gazetesine şunu söyler: “Tam arkadaşlarla balık tutmaya gittiğimiz günden bahsederken biranda bir ses duyduk. Sanki biri taş atıyordu.Tam o anda çimlerin oynadığını gördük, önce onu köpek sandık. Sonradan bu tüyler ürpertici cüceyi görünce gerçekten de hepimiz çok korktuk”Bu cücenin nerden geldiği anlaşılamamış ama daha sonra orada yaşayan yerliler bu cüceden korkmayı bırakıp onunla şakalaşmaya bile başlamışlar.


8
Freddy Jackson’ın Hayaleti



Yukarıda gördüğünüz fotoğraf 1919 yılında çekilmiş ve Victor Goddard tarafından 1975 yılında bir gazetede yayınlanmış. Bu fotoğraftaki kişiler 1. Dünya savaşı sırasında görevli olan hava takımı. Buraya kadar garip birşey yok. Ancak fotoğraftaki 1 kişinin bu fotoğraf çekildiği zaman orada bulunmasının imkanı yok. Nedeni ise bu kişinin fotoğraf çekilmeden 2 gün önce uçağın pervanesine takılıp ölmüş olması. Evet arka tarafta soldan 4. kişi Freddy Jacskson’dan başkası değil. Bu fotoğraftaki diğer kişiler bu resmi görünce Freddy’i kolaylıkla tanımışlar ve gözlerine inanamamışlar. Anlaşılan Freddy bu grup fotoğrafında bulunmak istemişti. Ölmüş bile olsa!

7
Overtoun Köprüsü- İntihar Köprüsü



The Overtoun köprüsü İskoçya’nın Milton yakınlarında bulunan ve 1859 yılında inşaa edilen en büyük köprü. Bu köprüyü bu kadar ünlü yapan şey ise açıklanamayan olayların bu köprüde yaşanmış olması. Bu köprü köpeklerin buradan atlayıp intihar etmesi ile ünlenmiş. İlk olaylar 1950 ile 1960lı yıllarda bildirilmiş. İlk olay Koli (Lessie) cins köpeklerin biranda köprünün tepesinden 15 metre boşluğa atlamalarıyla gerçekleşmiş. Bazı olaylarda kurtulan köpekler de olmuş. Ancak bu köpekler daha sonra yeniden bu köprüye çıkarak intihar etmeye devam etmişler. Bu olayı daha da ilginç kılan bir diğer nokta ise oradan atlayarak intihar eden bütün köpeklerin hep aynı taraftan ve aynı açıyla atlamış olmaları. Bazıları bu köprünün perili olduğuna inanıyor. Ancak 1994 yılında bir adam kendi bebeğini bu köprüden atmış. Daha sonrada kendisi atlamış. Bu trajik olayın sebebi de mi Overtoun köprüsü yani? Bazı kişiler ise bu köprünün sırat köprüsü olduğunu düşünüyor. Bazıları geçiyor, bazıları düşüyor bazıları ise hiç uğramıyor bile…

6
James Worson- Ortadan Kaybolan Adam



3 Eylül 1873 tarihinde James Worson adındaki adam 30kmlik bir mesafeyi rekor kırmak için koşmaya karar vermiş, çünkü sürekli olarak ne kadar hızlı koştuğundan bahsedip duruyormuş ve artık zaman bunu kanıtlama zamanıymış. 2 arkadaşı Hammerson Burns ve Barham Wise’da onu arkadan atla takip ediyormuş. Yolun yarısına geldiğinde Worson’un ayağı takılmış ve bunun ardından arkadaşları çok garip bir çığlık duymuşlar. Onların daha sonra polise bildirdiklerine göre bu hayatlarında duydukları en korkunç çığlıkmış. Worson tökezleyip yere düşeceğine ortadan bir anda kaybolmuş. Daha sonra eğitimli köpekler bu alanda araştırma yapıp Worson’dan bir iz bulmaya çalışmış ama bu olaydan sonra Worson’u bir daha kimse görmemiş.

5
Şeytanın Ayakizleri



İngiltere’nin Devon kentinde 8 Aralık 1855 gecesi ve bunu takip eden 2 gece karın üzerinde insan ayak izine benzemeyen izler görülmüş. 6 cm genişliğinde, 20 cm uzunluğundaki bu ayak izleri160 km boyunca hep aynı şekilde görülebiliyormuş. Geceyarısından sabaha kadar bedeni görülmeyen bir ayakizi tüm Devon şehrini gezmiş ve ayak izlerini heryere bırakmış. Herkes bu ayak izlerinin sahibini merak etmiş ancak kimse ne olduğu belli olmayan bu şeyi görmeyi başaramamış. . Bazıları bu ayak izlerinin şeytana ait olduğuna inanılıyor.

4
Felicia Felix-Zombi


Vodoo inancına göre ölmüş bir kişi yeniden diriltilip zombi olarak hayatına devam edebilir. Felicia, 1907 yılında henüz 29 yaşındayken ölmüş. Ölümünden tam 3o yıl sonra köylüler Felicia’yı yollarda sersem bir şekilde ve yanında birkaç kişi ile birlikte yürürken gördüklerini söylemişler. Araştırılan bu olayda bunu gören insanlara çok güçlü ilaçlar verilerek halüsinasyon görmelerine neden olundu söylentilerinin peşine düşüldüyse de daha fazla bilgi vermeye istekli bireyler bulunamamış.

3
UFO


UFO ların gizemini daha çözen olmadı.Ama tarihte Ufo gördüğünü iddia eden birçok insana rastlanmıştır. 18 Ekim 1973 yılında Ordu kuvvetlerinde bulunan 4 pilot, Ohio yakınlarında bir UFO ile karşılaştıklarını iddia ederler. Bu olay UFO olayları arasında önemli bir yere sahiptir çünkü hem birden çok kişi tarafından görülmüş hem de tehlikeli bir karşılaşma olmuştur. Bildirilenlere göre uçaktaki dört pilot Ohio üzerinde uçarlarken bir anda kırmızı bir ışık görürler. Bu her nekadar bir uçağın kanatlarına benzese de uçaktan çok daha parlakmış. Bir süre sonra bu parlak ışık ordu kuvvetlerinin bulunduğu helikopterin yanında uçmaya başlar. Hemen alçalan helikopter bu şekilde çarpışmayı da engellemiş olur. Balona benzeyen ve bir otobüs büyüklüğünde olduğu varsayılan bu cisim, aşağıda bulunan insanlar tarafından da doğrulanır. Ancak olaya net bir açıklama getirelemez.


2
Hayalet Gemisi – Ourang Medan


Ourang Medan bir Hollanda kargo gemisiydi ve Endonezya sularında içerisinde bulunan mürettebatı ile birlikte suların derinliklerine gömüldü hem de arkasında açıklanamayan bir sürü sır bırakarak. Bu gemide tüm mürettebat, köpeklerde olmak üzere suratlarındaki korku dolu ifadelerle suların derinliklerinde bulundular. Neydi herkesi bu kadar korkutan şey? Bir çok insan onları UFO’nun ya da gökyüzünden gelen hayaletlerin öldürdüğünü düşünüyor. Ya da gemide kimyasal bir zehirlenme olmuş olabilir. Hatta bu gemi hiç var olmamış bile olabilir. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz

1
GEF- Konuşan Yaratık



1931 yılının Eylül ayında Yahudi bir aile James, Margaret ve kızları Voirrey(13) çiftliklerinden devamlı olarak kazı sesleri duymaya başlamışlar. İlk önce bu sesi bir farenin çıkardığını düşünmüşler. Ama daha sonra görünmeyen yaratık farklı sesler çıkarmaya başlamış. Bir bebek gibi ağlıyor , bir hayvan gibi tükürüyor ve bir köpek gibi havlıyormuş. Daha sonra bu yaratık konuşmaya karar vermiş ve kendini Gef olarak tannıtmış, o bir firavun faresiymiş. Söylediğine göre 1852 yılında Yeni Delphi’de dünyaya gelmiş. Küçük kız Voirrey’nin söylediğine göre ise Gef , küçük bir fareye benziyormuş. Ama bir fareden çok daha akıllıymış .Voirrey bu yaratığı yanına almış ama ne olduğu hiçbirzaman anlaşılamamış. 2005 yılında da ölmüş

500 yıllık sır çözüldü



Bilim dünyasının uzun süredir ölüm nedenlerini bulmak için çalıştığı mumyaların bira ve kokainle uyuşturulduktan sonra donarak ölüme terk edildiği anlaşıldı.

Arjantin ve Şili arasındaki sınırda bulunan İnka uygarlığına ait bozulmamış çocuk mumyalarının ölüm nedeni 500 yıl sonra ortaya çıktı.
Inka uygarlığına ait çocuk mumyalarının sırrı çözüldü. Bilim dünyasının uzun süredir ölüm nedenlerini bulmak için çalıştığı mumyaların bira ve kokainle uyuşturulduktan sonra donarak ölüme terk edildiği anlaşıldı. Mumyaların aradan geçen 500 yıla rağmen uyuyor gibi görünmesi bilim adamlarını şaşkınlığa uğratıyordu. 1996'da Arjantin sınırında bulunan çocuk mumyalar arasında 13 yaşındaki 'Llullaillaco Maiden', dört ya da 5 yaşlarında bir erkek ve bir kız bulunuyordu. Bradford Üniversitesi'nce yapılan araştırmada çocukların kokainin ana maddesi coca yaprağı ve bira yapımında kullanılan chichaizine rastlandı. Inkalar güzel çocukları kurban seçerek Llullaillco Dağı'na adak olarak sunuyordu. Uyuşturucu maddenin etkisiyle baygınlık geçiren çocuklar daha sonra dağın yamacına götürülerek donarak ölüme terk ediliyordu. Araştırmanın lideri Dr. Andrew Wilson, çocukların saçlarından alınan numunelerde de yüksek oranda uyuşturucunun izine rastladıklarını açıkladı. Dr. Andrew Wilson, "Artık çocukların doğal yollarla ölmediklerini biliyoruz. Çocuklar kurban edildi. Bu konuda tek tesellimiz çocukların ölürken acı çekmemeleri" dedi

Aytaç Et’te üretim durdu


Yaklaşık 18 yıl önce Çankırı Çerkeş’te kurulan ve dünyanın en büyük entegre tesisleri arasında gösterilen Aytaç Et tesislerinde üretim durdu.

Türkiye’nin önde gelen beyaz ve kırmızı et üreticilerinden Aytaç Et’te yaşanan finansal sıkıntılar üretimin durmasına yol açtı.
Yaklaşık 18 yıl önce Çankırı Çerkeş’te kurulan ve dünyanın en büyük entegre tesisleri arasında gösterilen Aytaç Et tesislerinde üretim durdu. Yaklaşık iki buçuk aydan bu yana grev yaşanan firmada, işçilerle görüşmeler devam ediyor. İşçilerin iki aylık ücretlerini ödeyen firma, kalan iki aylık maaşları ödemek ve faaliyetlerine devam edebilmek için yeni finansal kaynak arayışlarını sürdürüyor. Çalışanlar, firmaya bağlı diğer birimlerde de üretimin durma noktasına geldiğini iddia ederken, Zaman’a konuşan Aytaç Genel Müdürü Kemal Aktaş et üretiminde yaşanan sıkıntının diğer birimleri etkilemesinin söz konusu olmadığını söyledi. Yılda 7 bin 500 ton et işleme kapasitesine sahip tesiste çalışan 650 kadar işçi iş bulabilmek için sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların kapısını çalıyor. Kaynak oluşturmak için firmaya ait gayrimenkullerin satışı da değerlendiriliyor. Halihazırda Yimpaş Holding bünyesinde bulunan gıda üreticisinin bünyesinde, gayrimenkul satışı için ayrı bir ekip çalışıyor. Şirketin başka bir firmaya devredilmesi söz konusu değilken, yabancı ortak konusunda yönetimin ne gibi bir tavır alacağı ise tam olarak bilinmiyor. Ramazan Bayramı’ndan sonra kaynak bulunması halinde faaliyetlerin düşük kapasiteyle devam ettirilmesi planlanıyor.

           
   Dinamo Zagreb'e Irkçılık Cezası



UEFA, Hırvatistan 1. Futbol Ligi'nin şampiyonu Dinamo Zagreb'e, taraftarlarının yaptığı ırkçı tezahürat nedeniyle bir maçlık kısmi saha kapama cezası verdi.

23 Temmuz'da UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Lüksemburg temsilcisi Fola Esch'i 1-0 yendiği karşılaşmada, ayrımcı tezahürat yapmıştı.
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Hırvatistan 1. Futbol Ligi'nin şampiyonu Dinamo Zagreb'e, taraftarlarının yaptığı ırkçı tezahürat nedeniyle bir maçlık kısmi saha kapama cezası verdi. UEFA'nın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, birliğin "sıfır tolerans" politikasıyla orantılı olarak 1 Haziran tarihinden itibaren yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca Dinamo Zagreb'e, bir sonraki Avrupa kupaları maçında, sahası Maksimir Stadı'ndaki doğu tribününü kapatma cezası verildi. UEFA ayrıca Başkent Zagreb temsilcisinin 25 bin avro para cezası ödemesi kararı aldı. Dinamo Zagreb taraftarları, takımlarının, 23 Temmuz'da UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Lüksemburg temsilcisi Fola Esch'i 1-0 yendiği karşılaşmada, ayrımcı tezahürat yapmıştı.

Bir Aşk Hikayesi Yepyeni 17. Bölüm 2. Fragmanı Ve 1.Fragmanı


Bir Aşk Hikayesi'nde Ceylan'ı kaçıran Korkut kendini affettirebilecek mi... Denizin ortasında yere yığılan Korkut, Ceylan'ı şoke ediyor. Gönül gerçekleri öğrenebilecek mi... İşte Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm 2. fragmanı ve özeti...


Bir Aşk Hikayesi'nde Ceylan'ı kaçıran Korkut kendini affettirebilecek mi... Denizin ortasında yere yığılan Korkut, Ceylan'ı şoke ediyor. Gönül gerçekleri öğrenebilecek mi... İşte Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm 2. fragmanı ve özeti...

FOX TV'de yayınlanan Bir Aşk Hikayesi dizisi akşama damga vuracak. Bir Aşk Hikayesi'nde yeni ortaya çıkacak olan Cennet karakteri izleyenlerin merakını bir kat daha artırdı. Cennet'in kim olduğu belirsizliğini koruyor.

Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm özeti...

“Ben çocuğumu küçücük bir mezarda bildim... Yaşadığını bilseydim onu asla bırakmazdım. Dünyayı karşıma alır gene bırakmazdım. Şimdi bulmak için her şeyimi vermeye hazırım. Her şeyimi…” Korkut annesinin bu çığlığına ne cevap verecek… Onu affetmeyi başarabilecek mi?

Diğer tarafta Ceylan Eda’yla Korkut’un öpüştüğünü gördükten sonra öfkesi giderek artar. Ve Korkut’un canını yakmak için büyük bir hamle yapmaya hazırlanır. Ancak Korkut , buna izin vermez. Denizin ortasında bir balıkçı teknesinde iki aşık hesaplaşır. Ceylan daha ne kadar Korkut’a ve aşkına karşı gelebilir? Sonunda dayanamaz ve kendini bu aşka bırakır. Ancak her ikisinin de hesaplamadığı bir şey vardır. Ceylan ve Korkut bilinmeyene doğru gitmektedir.