Mucuzevi kişisel gelişim yazıları
Her zaman olması gereken duygular, yapmamız gerekenler, hayata bakış yönümüz şu olmalı, bu olmalı yazıları…Yaşama “şu” pozitiflikte bakmalı, “bu” şekilde olumlamalıyız ki ancak o zaman mutlu ve huzurlu olabiliriz.
Peki işte zamanı geldiğinde, o duygulara ihtiyaç olduğunda, olumlama yapmamız gerektiğinde, acı bir şeylerin içine düştüğümüzde, güçlü olmamız gerektiğinde, evet işte “o zaman” geldiğinde neden olmuyor? Yapılması gerekenlerin hepsi yapılıyor da sonuç neden söylendiği gibi olmuyor? Neden gitmiyor bu kara bulutlar da, neden gelmiyor masmavi gökyüzü?
Zaten hepsi üst üste geldi, çünkü hep böyle olur. Bir taraftan bir aksilikle karşılaştın mı sıraya dizilirler. Sen daha biri “neden böyle oldu” diye düşünürken diğeri de gelir. “Yanlış” nerede oldu derken diğeri de ve sonra diğeri de gelir ve bir bakarsın her şey alt üst olmuş.
Ne olduysa oldu. Ama sen böyle olsun istememiştin değil mi? Çok iyi niyetle başlamıştı her şey, bir kötülük düşünmemiştin? İyilikle başladığın iş neden kötü sonuç verdi? Güzellikle başlayan konuşma neden kavgaya döndü?
Ne arkadaş, ne aile, ne iş, ne sevgili… işte şimdi hepten yalnızsın?
Geçmişte okumuş olduğun, altını tek tek çizip hafızaya aldığın kitaplar tekrar açılıyor. Bir kez daha üstünden geçiliyor olması gerekenlerin. Şu şöyle olmalı, bu işte böyle düşünmelisin, şunu kafanda şöyle olumlayacaksın, sen “şu”sun, asla olumsuz konuşmayacaksın. Bir kitap, iki kitap… hepsi aynı şeyleri söylemiş. Kaç tane okumuşsun hayret, hiçbir işe yaramamış ki hala kötü bir vaziyete düşmeyi ve duygusal olarak yapayalnız hissetmeyi başarmışsın. Şimdi yine bu kitaplara sarılmış kendini nasıl bu durumdan çekeceğini yakalamaya çalışıyorsun.
Bir çoğumuz kişisel gelişim yazılarıyla hayatımızı yönlendirmeye çalışıyoruz. Aynı cümlelerin geçtiği 20-30 kitap kütüphanemizde yer alıyor. Bazıları okudukları tek bir kitapla hayatlarının değiştiğini söylüyor. Her kitabı bu teselliyle aldınız zaten çoğu kez de. Arka yazılarda ki ya da bizzat kitabın içindeki “hayatın değiştiği” cümlelerine kanmayı isteyerek alıyoruz ama çevremizde okuyanların davranış tarzlarında ve düşüncelerinde zerre kadar bir değişme olmadığı da çarpıyor yüzümüze. Peki ama niye hala bu yazılardan medet umuyoruz o halde?
Mutluluk, neşe, huzur insanın içinde, bünyesinde…
Devamı: http://www.yenimakale.com/mucizevi-kisisel-gelisim-yazilari.html#ixzz2c3IAx3pn
15 Ağustos 2013 Perşembe
BİR DİLENCİNİN AĞZINDAN
Sanırım aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından çıkabilecek en şiirsel sözler olsa gerek. Elbette Goethe Faust ta bu güzel mısraları bir dilencinin ağzından bizlere yazmış. Bakınız ne diyor;
İyi kalpli baylar ve güzel bayanlar Size dilerim kutlu bayramlar Lütfen yüzüme iyi bakın Ve beni dardan kurtarın Boşa gitmesin bu şarkılar Sadaka veren olsun bahtiyar Bayram yaparken herkes Sevinsin birazda şu kimsesiz Ne olur sevincinden bayramın Bana da bir pay ayırın Goethe Heralde çoğumuz dilenciye para vermişiz yada çalışsın kardeşim demiş yahut acaba gerçek dilenci mi diye düşünmüşüzdür. Ancak aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından bize aktarılmış gibi görünsede asıl mesele toplumda yardıma muhtaç kimselere nasıl yardım edeceğimiz ve paylaşacağımız fikrinin vurgulanmasıdır. 1700 lü yıların büyük Alman şairi ve oyun yazarı olan Goethe sanırım teknolojiden uzak o günlerde bu günlerde bir çok kimsenin görmediği şeyleri görmüştür. Zaten büyük sanatçı olmanın bir kriteri de bu olsa gerek. Bir şeyleri farklı görebilmek. Tabi onların okuduklarını ve düşündüklerini bilmeninde ötesinde, bir bilgelik olmalı ruhlarının derinliklerinde. Onların sanki içlerinde gönüllerinde fazladan gözler yahut kulaklar var. Farklı duyar ve duyarlılıklar gösterirler. Eğer bir şair bir eserini 60 yılda yazıyor ise bu eser defalarca okunmaya değer bir eser olsa gerek. Sanırım batı edebiyatında farklı bir tarzı ve gönül gözü olan nadir şairlerden biri Goethe. Bu güne gelirsek yani 2007 ye. Bizler topumsal yardımlaşma kavramında nasıl bakıyoruz? Örneğin lüks arabamızda sahilden usul usul giderken arabamız ışıkta durduğunda yandaki çöp kutusundan ekmek bulmaya çalışan bir dilenci ne kadar ilgimizi çekiyor. Yada Dünya nın x yerinde haksız yere ölen veya öldürülen insanları haber bültenlerinde gördüğümüzde nasıl devekuşları gibi kafamızı toprağa gömerek hiç bir şey yokmuş gibi sohbetimize devam ediyoruz. Elbette herkes zengin olsun. Ama bu Dünya daki herşey bazı kimselerin emrine verilmiş değildir. Evet bazıları ise buna güçlü olan kazanır diyor. Bu sanırım hayvanlar alminde böyle. İnsanlar ise durup düşünüp analiz yapabiliyor. Ve hayır diyor. Güçlü olan değil iyi olan hakeden kazansın ve yaşasın. Eğer güçlü olan kazanacaksa bu oyunda ben yokum topumu alıp giderim demek de doğru değil. Şöyle bir etrafımıza bakalım. Gururla ekmek ve yaşam mücadelesi veren ama ihtiyaçlarını karşılamayan insanlara hep beraber yardım edelim. O zaman belkide sokaklarda Goethe nin dizelerideki gibi bizimle dalga geçen bohem dilencilerle karşılaşırız. Onlarla şiir konuşur sohbet ederiz. İyiki varmışsın Goethe gönlüne ve kalemine rahmet |
30 Temmuz 2013 Salı
Tüyler Ürpertici Esrarı Çözülemeyen 10 Olay
10
Shanti Deva- Geçmiş Yaşamını Hatırlıyor
1930 yılında Hindistan’ın Delphi şehrinde yaşayan 4 yaşındaki Shanti Deva, anne ve babasına daha önce Hindistan’ın Mathura şehrinde yaşadığını söyledi. Daha önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu ve adının da Ludgi olduğunu söyleyip durunca küçük Shanti’nin ailesi bu olayı araştırmaya karar verdi. Kızın ailesi Muttra diye bir köye gitti ve orada daha önce Ludgi adında bir kadının yaşadığını öğrendi. Bunun üzerine ailesi küçük Shantiyi bu köye götürmeye karar verdi. 4 yaşındaki küçük kız köye gidince bir anda o köyün lehçesinde konuşmaya başladı ve çocuklarını ve kocasını hatırladığını söyledi. Eski yaşamı ile ilgili tam 24 kanıt sunarak eski yaşamını hatırladığını da bu şekilde ailesine kanıtlamış oldu.
9
Gizemli Cüce
2008 yılında yönetmen Jose Alvarez Arjantin’de bir film çekerken bu tüyler ürpertici cüceyi şanseseri görüntülemeyi başarır. Bu kouyla ilgili El Tribuno gazetesine şunu söyler: “Tam arkadaşlarla balık tutmaya gittiğimiz günden bahsederken biranda bir ses duyduk. Sanki biri taş atıyordu.Tam o anda çimlerin oynadığını gördük, önce onu köpek sandık. Sonradan bu tüyler ürpertici cüceyi görünce gerçekten de hepimiz çok korktuk”Bu cücenin nerden geldiği anlaşılamamış ama daha sonra orada yaşayan yerliler bu cüceden korkmayı bırakıp onunla şakalaşmaya bile başlamışlar.
8
Freddy Jackson’ın Hayaleti
Yukarıda gördüğünüz fotoğraf 1919 yılında çekilmiş ve Victor Goddard tarafından 1975 yılında bir gazetede yayınlanmış. Bu fotoğraftaki kişiler 1. Dünya savaşı sırasında görevli olan hava takımı. Buraya kadar garip birşey yok. Ancak fotoğraftaki 1 kişinin bu fotoğraf çekildiği zaman orada bulunmasının imkanı yok. Nedeni ise bu kişinin fotoğraf çekilmeden 2 gün önce uçağın pervanesine takılıp ölmüş olması. Evet arka tarafta soldan 4. kişi Freddy Jacskson’dan başkası değil. Bu fotoğraftaki diğer kişiler bu resmi görünce Freddy’i kolaylıkla tanımışlar ve gözlerine inanamamışlar. Anlaşılan Freddy bu grup fotoğrafında bulunmak istemişti. Ölmüş bile olsa!
7
Overtoun Köprüsü- İntihar Köprüsü
The Overtoun köprüsü İskoçya’nın Milton yakınlarında bulunan ve 1859 yılında inşaa edilen en büyük köprü. Bu köprüyü bu kadar ünlü yapan şey ise açıklanamayan olayların bu köprüde yaşanmış olması. Bu köprü köpeklerin buradan atlayıp intihar etmesi ile ünlenmiş. İlk olaylar 1950 ile 1960lı yıllarda bildirilmiş. İlk olay Koli (Lessie) cins köpeklerin biranda köprünün tepesinden 15 metre boşluğa atlamalarıyla gerçekleşmiş. Bazı olaylarda kurtulan köpekler de olmuş. Ancak bu köpekler daha sonra yeniden bu köprüye çıkarak intihar etmeye devam etmişler. Bu olayı daha da ilginç kılan bir diğer nokta ise oradan atlayarak intihar eden bütün köpeklerin hep aynı taraftan ve aynı açıyla atlamış olmaları. Bazıları bu köprünün perili olduğuna inanıyor. Ancak 1994 yılında bir adam kendi bebeğini bu köprüden atmış. Daha sonrada kendisi atlamış. Bu trajik olayın sebebi de mi Overtoun köprüsü yani? Bazı kişiler ise bu köprünün sırat köprüsü olduğunu düşünüyor. Bazıları geçiyor, bazıları düşüyor bazıları ise hiç uğramıyor bile…
6
James Worson- Ortadan Kaybolan Adam
3 Eylül 1873 tarihinde James Worson adındaki adam 30kmlik bir mesafeyi rekor kırmak için koşmaya karar vermiş, çünkü sürekli olarak ne kadar hızlı koştuğundan bahsedip duruyormuş ve artık zaman bunu kanıtlama zamanıymış. 2 arkadaşı Hammerson Burns ve Barham Wise’da onu arkadan atla takip ediyormuş. Yolun yarısına geldiğinde Worson’un ayağı takılmış ve bunun ardından arkadaşları çok garip bir çığlık duymuşlar. Onların daha sonra polise bildirdiklerine göre bu hayatlarında duydukları en korkunç çığlıkmış. Worson tökezleyip yere düşeceğine ortadan bir anda kaybolmuş. Daha sonra eğitimli köpekler bu alanda araştırma yapıp Worson’dan bir iz bulmaya çalışmış ama bu olaydan sonra Worson’u bir daha kimse görmemiş.
5
Şeytanın Ayakizleri
İngiltere’nin Devon kentinde 8 Aralık 1855 gecesi ve bunu takip eden 2 gece karın üzerinde insan ayak izine benzemeyen izler görülmüş. 6 cm genişliğinde, 20 cm uzunluğundaki bu ayak izleri160 km boyunca hep aynı şekilde görülebiliyormuş. Geceyarısından sabaha kadar bedeni görülmeyen bir ayakizi tüm Devon şehrini gezmiş ve ayak izlerini heryere bırakmış. Herkes bu ayak izlerinin sahibini merak etmiş ancak kimse ne olduğu belli olmayan bu şeyi görmeyi başaramamış. . Bazıları bu ayak izlerinin şeytana ait olduğuna inanılıyor.
4
Felicia Felix-Zombi
Vodoo inancına göre ölmüş bir kişi yeniden diriltilip zombi olarak hayatına devam edebilir. Felicia, 1907 yılında henüz 29 yaşındayken ölmüş. Ölümünden tam 3o yıl sonra köylüler Felicia’yı yollarda sersem bir şekilde ve yanında birkaç kişi ile birlikte yürürken gördüklerini söylemişler. Araştırılan bu olayda bunu gören insanlara çok güçlü ilaçlar verilerek halüsinasyon görmelerine neden olundu söylentilerinin peşine düşüldüyse de daha fazla bilgi vermeye istekli bireyler bulunamamış.
3
UFO
UFO ların gizemini daha çözen olmadı.Ama tarihte Ufo gördüğünü iddia eden birçok insana rastlanmıştır. 18 Ekim 1973 yılında Ordu kuvvetlerinde bulunan 4 pilot, Ohio yakınlarında bir UFO ile karşılaştıklarını iddia ederler. Bu olay UFO olayları arasında önemli bir yere sahiptir çünkü hem birden çok kişi tarafından görülmüş hem de tehlikeli bir karşılaşma olmuştur. Bildirilenlere göre uçaktaki dört pilot Ohio üzerinde uçarlarken bir anda kırmızı bir ışık görürler. Bu her nekadar bir uçağın kanatlarına benzese de uçaktan çok daha parlakmış. Bir süre sonra bu parlak ışık ordu kuvvetlerinin bulunduğu helikopterin yanında uçmaya başlar. Hemen alçalan helikopter bu şekilde çarpışmayı da engellemiş olur. Balona benzeyen ve bir otobüs büyüklüğünde olduğu varsayılan bu cisim, aşağıda bulunan insanlar tarafından da doğrulanır. Ancak olaya net bir açıklama getirelemez.
2
Hayalet Gemisi – Ourang Medan
Ourang Medan bir Hollanda kargo gemisiydi ve Endonezya sularında içerisinde bulunan mürettebatı ile birlikte suların derinliklerine gömüldü hem de arkasında açıklanamayan bir sürü sır bırakarak. Bu gemide tüm mürettebat, köpeklerde olmak üzere suratlarındaki korku dolu ifadelerle suların derinliklerinde bulundular. Neydi herkesi bu kadar korkutan şey? Bir çok insan onları UFO’nun ya da gökyüzünden gelen hayaletlerin öldürdüğünü düşünüyor. Ya da gemide kimyasal bir zehirlenme olmuş olabilir. Hatta bu gemi hiç var olmamış bile olabilir. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz
1
GEF- Konuşan Yaratık
1931 yılının Eylül ayında Yahudi bir aile James, Margaret ve kızları Voirrey(13) çiftliklerinden devamlı olarak kazı sesleri duymaya başlamışlar. İlk önce bu sesi bir farenin çıkardığını düşünmüşler. Ama daha sonra görünmeyen yaratık farklı sesler çıkarmaya başlamış. Bir bebek gibi ağlıyor , bir hayvan gibi tükürüyor ve bir köpek gibi havlıyormuş. Daha sonra bu yaratık konuşmaya karar vermiş ve kendini Gef olarak tannıtmış, o bir firavun faresiymiş. Söylediğine göre 1852 yılında Yeni Delphi’de dünyaya gelmiş. Küçük kız Voirrey’nin söylediğine göre ise Gef , küçük bir fareye benziyormuş. Ama bir fareden çok daha akıllıymış .Voirrey bu yaratığı yanına almış ama ne olduğu hiçbirzaman anlaşılamamış. 2005 yılında da ölmüş
500 yıllık sır çözüldü
Bilim dünyasının uzun süredir ölüm nedenlerini bulmak için çalıştığı mumyaların bira ve kokainle uyuşturulduktan sonra donarak ölüme terk edildiği anlaşıldı.
Arjantin ve Şili arasındaki sınırda bulunan İnka uygarlığına ait bozulmamış çocuk mumyalarının ölüm nedeni 500 yıl sonra ortaya çıktı.
Inka uygarlığına ait çocuk mumyalarının sırrı çözüldü. Bilim dünyasının uzun süredir ölüm nedenlerini bulmak için çalıştığı mumyaların bira ve kokainle uyuşturulduktan sonra donarak ölüme terk edildiği anlaşıldı. Mumyaların aradan geçen 500 yıla rağmen uyuyor gibi görünmesi bilim adamlarını şaşkınlığa uğratıyordu. 1996'da Arjantin sınırında bulunan çocuk mumyalar arasında 13 yaşındaki 'Llullaillaco Maiden', dört ya da 5 yaşlarında bir erkek ve bir kız bulunuyordu. Bradford Üniversitesi'nce yapılan araştırmada çocukların kokainin ana maddesi coca yaprağı ve bira yapımında kullanılan chichaizine rastlandı. Inkalar güzel çocukları kurban seçerek Llullaillco Dağı'na adak olarak sunuyordu. Uyuşturucu maddenin etkisiyle baygınlık geçiren çocuklar daha sonra dağın yamacına götürülerek donarak ölüme terk ediliyordu. Araştırmanın lideri Dr. Andrew Wilson, çocukların saçlarından alınan numunelerde de yüksek oranda uyuşturucunun izine rastladıklarını açıkladı. Dr. Andrew Wilson, "Artık çocukların doğal yollarla ölmediklerini biliyoruz. Çocuklar kurban edildi. Bu konuda tek tesellimiz çocukların ölürken acı çekmemeleri" dedi
Aytaç Et’te üretim durdu
Yaklaşık 18 yıl önce Çankırı Çerkeş’te kurulan ve dünyanın en büyük entegre tesisleri arasında gösterilen Aytaç Et tesislerinde üretim durdu.
Türkiye’nin önde gelen beyaz ve kırmızı et üreticilerinden Aytaç Et’te yaşanan finansal sıkıntılar üretimin durmasına yol açtı.
Yaklaşık 18 yıl önce Çankırı Çerkeş’te kurulan ve dünyanın en büyük entegre tesisleri arasında gösterilen Aytaç Et tesislerinde üretim durdu. Yaklaşık iki buçuk aydan bu yana grev yaşanan firmada, işçilerle görüşmeler devam ediyor. İşçilerin iki aylık ücretlerini ödeyen firma, kalan iki aylık maaşları ödemek ve faaliyetlerine devam edebilmek için yeni finansal kaynak arayışlarını sürdürüyor. Çalışanlar, firmaya bağlı diğer birimlerde de üretimin durma noktasına geldiğini iddia ederken, Zaman’a konuşan Aytaç Genel Müdürü Kemal Aktaş et üretiminde yaşanan sıkıntının diğer birimleri etkilemesinin söz konusu olmadığını söyledi. Yılda 7 bin 500 ton et işleme kapasitesine sahip tesiste çalışan 650 kadar işçi iş bulabilmek için sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların kapısını çalıyor. Kaynak oluşturmak için firmaya ait gayrimenkullerin satışı da değerlendiriliyor. Halihazırda Yimpaş Holding bünyesinde bulunan gıda üreticisinin bünyesinde, gayrimenkul satışı için ayrı bir ekip çalışıyor. Şirketin başka bir firmaya devredilmesi söz konusu değilken, yabancı ortak konusunda yönetimin ne gibi bir tavır alacağı ise tam olarak bilinmiyor. Ramazan Bayramı’ndan sonra kaynak bulunması halinde faaliyetlerin düşük kapasiteyle devam ettirilmesi planlanıyor.
Dinamo Zagreb'e Irkçılık Cezası
UEFA, Hırvatistan 1. Futbol Ligi'nin şampiyonu Dinamo Zagreb'e, taraftarlarının yaptığı ırkçı tezahürat nedeniyle bir maçlık kısmi saha kapama cezası verdi.
23 Temmuz'da UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Lüksemburg temsilcisi Fola Esch'i 1-0 yendiği karşılaşmada, ayrımcı tezahürat yapmıştı.
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Hırvatistan 1. Futbol Ligi'nin şampiyonu Dinamo Zagreb'e, taraftarlarının yaptığı ırkçı tezahürat nedeniyle bir maçlık kısmi saha kapama cezası verdi. UEFA'nın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, birliğin "sıfır tolerans" politikasıyla orantılı olarak 1 Haziran tarihinden itibaren yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca Dinamo Zagreb'e, bir sonraki Avrupa kupaları maçında, sahası Maksimir Stadı'ndaki doğu tribününü kapatma cezası verildi. UEFA ayrıca Başkent Zagreb temsilcisinin 25 bin avro para cezası ödemesi kararı aldı. Dinamo Zagreb taraftarları, takımlarının, 23 Temmuz'da UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Lüksemburg temsilcisi Fola Esch'i 1-0 yendiği karşılaşmada, ayrımcı tezahürat yapmıştı.
Bir Aşk Hikayesi Yepyeni 17. Bölüm 2. Fragmanı Ve 1.Fragmanı
Bir Aşk Hikayesi'nde Ceylan'ı kaçıran Korkut kendini affettirebilecek mi... Denizin ortasında yere yığılan Korkut, Ceylan'ı şoke ediyor. Gönül gerçekleri öğrenebilecek mi... İşte Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm 2. fragmanı ve özeti...
Bir Aşk Hikayesi'nde Ceylan'ı kaçıran Korkut kendini affettirebilecek mi... Denizin ortasında yere yığılan Korkut, Ceylan'ı şoke ediyor. Gönül gerçekleri öğrenebilecek mi... İşte Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm 2. fragmanı ve özeti...
FOX TV'de yayınlanan Bir Aşk Hikayesi dizisi akşama damga vuracak. Bir Aşk Hikayesi'nde yeni ortaya çıkacak olan Cennet karakteri izleyenlerin merakını bir kat daha artırdı. Cennet'in kim olduğu belirsizliğini koruyor.
Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm özeti...
“Ben çocuğumu küçücük bir mezarda bildim... Yaşadığını bilseydim onu asla bırakmazdım. Dünyayı karşıma alır gene bırakmazdım. Şimdi bulmak için her şeyimi vermeye hazırım. Her şeyimi…” Korkut annesinin bu çığlığına ne cevap verecek… Onu affetmeyi başarabilecek mi?
Diğer tarafta Ceylan Eda’yla Korkut’un öpüştüğünü gördükten sonra öfkesi giderek artar. Ve Korkut’un canını yakmak için büyük bir hamle yapmaya hazırlanır. Ancak Korkut , buna izin vermez. Denizin ortasında bir balıkçı teknesinde iki aşık hesaplaşır. Ceylan daha ne kadar Korkut’a ve aşkına karşı gelebilir? Sonunda dayanamaz ve kendini bu aşka bırakır. Ancak her ikisinin de hesaplamadığı bir şey vardır. Ceylan ve Korkut bilinmeyene doğru gitmektedir.
FOX TV'de yayınlanan Bir Aşk Hikayesi dizisi akşama damga vuracak. Bir Aşk Hikayesi'nde yeni ortaya çıkacak olan Cennet karakteri izleyenlerin merakını bir kat daha artırdı. Cennet'in kim olduğu belirsizliğini koruyor.
Bir Aşk Hikayesi 17. bölüm özeti...
“Ben çocuğumu küçücük bir mezarda bildim... Yaşadığını bilseydim onu asla bırakmazdım. Dünyayı karşıma alır gene bırakmazdım. Şimdi bulmak için her şeyimi vermeye hazırım. Her şeyimi…” Korkut annesinin bu çığlığına ne cevap verecek… Onu affetmeyi başarabilecek mi?
Diğer tarafta Ceylan Eda’yla Korkut’un öpüştüğünü gördükten sonra öfkesi giderek artar. Ve Korkut’un canını yakmak için büyük bir hamle yapmaya hazırlanır. Ancak Korkut , buna izin vermez. Denizin ortasında bir balıkçı teknesinde iki aşık hesaplaşır. Ceylan daha ne kadar Korkut’a ve aşkına karşı gelebilir? Sonunda dayanamaz ve kendini bu aşka bırakır. Ancak her ikisinin de hesaplamadığı bir şey vardır. Ceylan ve Korkut bilinmeyene doğru gitmektedir.
LÜTFEN BUNU HERKES ÇOK DİKKATLE OKUSUN...!!
21 yaşındaki bir genç mangalda kömürleri yaktıktan sonra, ateşin hazır hale gelmesini beklerken 2 .. 3 .. dk kadar kömüre ve ateşe bakarak bekledi...
Sonra bir anda ciğliklar atarak bagırmaya,
tepinmeye basladı, etrafindaki hiç kimse ne olduğunu anlamiyordu. Baktılarki olmayacak çocuğu Doktora götürmüşler. ve orda çocugun kör olduğunu, kontakt lens plastik oldugu icin, gözun icinde eridigini ve bir daha göremeyeceğini ögrenmisler...
tepinmeye basladı, etrafindaki hiç kimse ne olduğunu anlamiyordu. Baktılarki olmayacak çocuğu Doktora götürmüşler. ve orda çocugun kör olduğunu, kontakt lens plastik oldugu icin, gözun icinde eridigini ve bir daha göremeyeceğini ögrenmisler...
Lutfen sizde. kendiniz ve sevdikleriniz icin dikkat edin. Böyle ateşe yakin yerlerde gözlerinde lens olduğu halde yaklaşmayın/yaklaşmasınlar..!
O SES TÜRKİYE İLE MEŞHUR OLDU, MURAT BOZ'U İSTEMEDİ!
AYDA'DAN MURAT BOZ AÇIKLAMASI: AYNI ŞEYLERİ DÜŞÜNMÜYORDUK
Geçtiğimiz sezon O Ses Türkiye’de finale kadar çıkma başarısı gösterenAyda Mosharraf, Star İç Yapımlar’ın hazırladığı En Güzel Bölüm’e çok özel açıklamalarda bulundu.
Ayda yarışmada Murat Boz’un takımındaydı ve Boz’un Ayda’ya destek sözü vardı. Yarışmanın bitmesinden sonra Ayda , Murat’la bir araya gelmiş ama anlaşamamışlar.
Ayda , Murat Boz’la neden çalışmadığını ilk kez En Güzel Bölüm’e anlattı.
“Şimdi ben müzik piyasasında birsanatçı olarak nerede olmak istediğimi biliyorum ve ona göre hareket ediyorum. Murat Boz’u seviyorum ama kendisiyle aynı şeyleri düşünmediğimizi fark ettik. Ben onun için de başarılar diliyorum. O da beni destekliyordur , onu da biliyorum. Yalnız kendime çok inanıyorum bir şekilde olacak, bir şekilde başaracağım. Milletin desteğiyle, hayranlarımın desteğiyle Türkiye’de çok güzel işler yapacağım. Bu ülkede benim tek dileğim sahnede durmak, şarkılarımıpaylaşmak , söylemek, gençlere bir idol olmak. Umarım bu dileklerimi gerçekleştiririm."
O Ses Türkiye’den sonra bir çokteklif aldığını ama acele etmediğini söyleyen Ayda Pop-Rock tarzında bir albüm çıkarağını sevenlerine müjdeledi . Ayda , yeni albümde Halil Sezai ve Yıldız Tilbe’den destek aldığını da söyledi
O Ses Türkiye’ye ikinci katılmasında finale kadar yükselengenç şarkıcı kendisi gibi yarışmaya katılacaklara da tavsiyelerde bulundu. Ayda , yeni seslerin mutlaka müziği sevmelerini, elemelerde kendileri gibi olmasını ve şarkı seçerken çok dikkatli davranmalarını istedi
Geçtiğimiz sezon O Ses Türkiye’de finale kadar çıkma başarısı gösteren
“Şimdi ben müzik piyasasında bir
O Ses Türkiye’den sonra bir çok
O Ses Türkiye’ye ikinci katılmasında finale kadar yükselen
Şafak Sezer ve Yiğit Bulut buluştu
İBB tarafından Haliç Kongre merkezinde verilen iftarda Yiğit Bulut ve Şafak Sezer bir araya geldi.
Kısa bir süre önce Başbakan Erdoğan'ın Ekonomi Başdanışmanlığı'na getirilen Yiğit Bulut ile, Gezi Parkı protestolarının ilk günlerinde göstericilerle birlikte yol kapatıp sonradan Erdoğan'dan özür dileyen ve "Başbakan'ı seviyorum" diyen oyuncu Şafak Sezer, dün akşam iftarda bir araya geldi.
GÜNÜN EN ÇOK KONUŞULAN KARESİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'la birlikte, Acun Ilıcalı, Bülent Ersoy, Orhan Gencebay, Hülya Koçyiğit, Demet Akalın gibi pek çok ünlü ismin katıldığı iftar yemeğinde yan yana gelen son günlerin çok konuşulan ikilisi, birlikte resimlerini çekmek isteyenleri de kırmadı.
Times ilanın para kaynağı belli oldu
İngiliz The Times Gazetesi'nde geçen hafta yayımlanan Başbakan Erdoğan'a mektubun finansörü ortaya çıktı.
İngiliz The Times Gazetesi'nde geçen hafta yayımlanan ticari ilanla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben yazılan mektubu imzalayan Türk yapımcı ve yönetmen Fuad Kavur, mektubu kendisinin kaleme almadığını ancak imzalayanları bir arayagetirdiğini, ilanın İngiltere'deki Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından toplanan parayla finanse edildiğini söyledi.
BAŞBAKAN'I YIKMAK GİBİ BİR DERDİMİZ YOK
Anadolu Ajansı'nın sorularını yanıtlayan Kavur, yayımladıkları ilanla amaçlarının,"Seçimle gelmiş bir hükümete ve Başbakan'a yönelik bir hücum olmadığını" öne sürdü. Kavur, "Seçimle gelmiş bir insan, demokrasi olan bir ülkede yine seçimle gider ve bunun başka türlü olması tamamen yanlıştır. Bizim ve benim şahsen istediğim bir eleştiridir ve farkındalık yaratmaktır. Bunun ötesinde hiçbir amacımız yoktur" iddiasında bulundu.
Metne imza koyan 30 kişiyle iletişim kuranın ve organize edenin kendisi olduğunu söyleyen Fuad Kavur, "Yüzde 90'ı benim şahsi tanıdığım insanlar. Herkesi bir araya getiren ben oldum ama hiç kimseye baskı yapmadım" dedi.
"FACEBOOK VE TWITTER'DAN PARA TOPLANDI"
İngiltere'deki Atatürkçü Düşünce Derneği'nin, Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla mektubun ilan olarak yayımlanması için paratopladığını anlatan Kavur, "Burada yarım milyon Türk var, bu büyük bir sayı. New York'taki ilanın parası olan 65 bin dolar, 48 saatte toplanmış. Burada iki haftada, çoğu Atatürkçü Düşünce Derneği'nden geldi. Burada ilan 12 binpound, yani 25 bin dolardı. Fiilen Times'a para veren de onlardır. Benden gitmedi" diye konuştu.
29 Temmuz 2013 Pazartesi
"Kan benim damar benim" diyen çocuk ilk kez konuştu
İnternette fenomen olan, adeta tıklanma rekorları kıran küçük çocuk ilk kez konuştu ve anlattıkları ile herkesi duygulandırdı.
Meğer o çok gülünen çocuk hastalıkla mücadele ediyormuş.
İlk videosunda izleyenleri kırıp geçirdi ama bu sefer hüzünlendirdi. O küçücük bedeniyle 3 ayrı hastalıkla boğuşan çocuğun anlattıkları yürek dağladı.
İlk videosunda izleyenleri kırıp geçirdi ama bu sefer hüzünlendirdi. O küçücük bedeniyle 3 ayrı hastalıkla boğuşan çocuğun anlattıkları yürek dağladı.
Ailesi ile birlikte röportaj veren çocuğun annesi oğlunun Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde kilo, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde sinir ve Haseki Hastanesi'nde epilepsi tedavisi gördüğünü söyledi.
Çocuk ise videonun izlenmesi ve meşhur olmasıyla ilgili "Ne şöhreti bana ne. Videoyu kimse izlemesin. Çünkü görenler benimle dalga geçiyor. Sen şöylesin sen böylesin diye" dedi.
Çocuk ise videonun izlenmesi ve meşhur olmasıyla ilgili "Ne şöhreti bana ne. Videoyu kimse izlemesin. Çünkü görenler benimle dalga geçiyor. Sen şöylesin sen böylesin diye" dedi.
Kullandığı ifadeler sonrasında sosyal medyada tıklanma rekoru kıran video ve çocuk hakkında sayfalar açıldı.
Fenerbahçe'nin Rakibi Red Bull Salzburg Farklı Galip
Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi 3.Ön Eleme Turu'ndaki rakibi Red Bull Salzburg, Avusturya Bundesliga'nın 2.hafta mücadelesinde sahasında Austria Wien'i 5-1 mağlup etti.
Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'ndaki rakibi Red Bull Salzburg, AvusturyaBundesliga'nın 2. hafta mücadelesinde sahasında Austria Wien'i 5-1 mağlup etti.
Red Bull Arena'da oynanan ve Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal'ın da izlediği maçta Red BullSalzburg, Jonathan Soriano, Alan Douglas, Andre Ramalho ve Kevin Kamp'in 2 golüyle galibiyete uzandı. Austria Wien'in tek golünü ise Alexander Grünwald kaydetti. Bu sonuçla Red Bull Salzburg puanını 6'ya yükselterek liderlik koltuğunu korurken, Austria Wien 4 puanda kaldı.
Öte yandan karşılaşmayı tribünde takip eden Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, rakipleri hakkında notlar aldı. - Salzburg
Red Bull Arena'da oynanan ve Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal'ın da izlediği maçta Red BullSalzburg, Jonathan Soriano, Alan Douglas, Andre Ramalho ve Kevin Kamp'in 2 golüyle galibiyete uzandı. Austria Wien'in tek golünü ise Alexander Grünwald kaydetti. Bu sonuçla Red Bull Salzburg puanını 6'ya yükselterek liderlik koltuğunu korurken, Austria Wien 4 puanda kaldı.
Öte yandan karşılaşmayı tribünde takip eden Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, rakipleri hakkında notlar aldı. - Salzburg
Ergun Özen: İzne çıkmadım görevimin başındayım
Garanti Bankası Genel Müdürü Özen, hafta sonunda medyada yer alan “Özen 1,5 ay tatile çıktı” yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. The Wall Street Journal’a konuşan Ergun Özen, “Bankadayım, görevimin başındayım” diye konuştu. Özen, tatile Ağustos ayı sonunda çıkacağını belirterek, “Ay sonuna 1 hafta izin yapacağım. Şimdiden söyleyeyim de kimse başka yere çekmesin” dedi.
Basında, Özen’in uzun süreli izne çıkmasında Gezi Olayları’nın etkili olduğu iddia edilmişti.
Ergun Özen, Gezi Olayları sırasında Garanti Bankası genel müdürlük binasının önünde gösteri yapanlara “Ben de sizin gibi çapulcuyum” demiş, bu açıklama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çekmişti.
Erdoğan, ”Bir bankanın genel müdürü çıkıp da bu vandalizmi organize edenlerin yanında olduğunu söylüyorsa bunlar karşısında bizi bulacaklardır” diye konuşmuştu.
Doğuş Grubu’nda daha önce medya grubunun CEO’su olan Cem Aydın istifa etmişti.
İsviçre'de tren kazası: 40 yaralı
İsviçre'nin batısında iki banliyö treninin çarpışması sonucu 4'ü ağır olmak üzere en az 40 kişi yaralandı.
Temmuz ayı içinde Fransa ve İspanya 'dan sonra İsviçre 'de de tren kazası meydana geldi. 2 trenin çarpışmasıyla 4'ü ağır 40 yaralı var.
İsviçre'nin batısında iki banliyö treninin çarpışması sonucu 4'ü ağır olmak üzere en az 40 kişi yaralandı. İsviçre Demiryolları'ndan yapılan açıklamada, kazanın Moudon ve Payerne şehirleri arasında meydana geldiği belirtildi. CİHAN
İspanya'daki kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İspanya'nın kuzeybatı şehirlerinden Santiago de Compostela'da Çarşamba günü akşam saatlerinde bir yolcu treninin raylardan çıkması sonucu en az 80 kişi ölürken 140 kişi ise yaralandı.
Trenin, Galicia bölgesinin başkenti Santiago de Compostela'daki istasyona yaklaşırken aşırı hız yapması nedeniyle raylardan çıktığı belirtiliyor.
Madrid'den yola çıkan ekspres trenin nihai hedefi Santiago de Compostela'nın 97 km kuzeyindeki El Ferrol şehri idi. Yüksek hızlı trenler kadar olmasa da ekspres trenler de hız konusunda iyi.
Yaralıların sayısı ile ilgili çeşitli rakamlar geldiğinden henüz tam olarak netleşmiş bir rakam bulunmuyor. Bu İspanya'da bir hızlı trenin yaptığı ilk kaza olması açısından da önem taşıyor. İspanya, dünyada en büyük hızlı tren ağına sahip ülkelerinden birisi durumunda.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan İspanya İçişleri Bakanlığı sözcüsü, "Her şey kazaya işaret ediyor" diyerek olayla terörist bir saldırının kanıtlarına rastlanmadığını ifade etti. Sözcü Başbakan Mariano Rajoy'un bugün kaza bölgesini ziyaret edeceğini de sözlerine ekledi.
Kamuya ait tren şirketi Renfe, trende mürettebat hariç 218 yolcunun bulunduğunu duyurdu.
Papa eşcinsel rahiplerin görev yapmasına karşı olmadığını açıkladı
Ruhani liderin yorumları rahipler arasında eşcinselliği büyük ölçüde kabul ettiği şeklinde yorumlandı
PAPALIK UÇAĞI—Pazar günü ilk yurt dışı ziyaretinden Vatikan'a geri dönen Papa Francis, Katolik rahiplerin eşcinsel olmasının kabul edilebileceğini açıkladı.
Papalık görevini almasından bu yana gerçekleştirdiği ilk basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ruhani lider, kendi saflarındaki bir rahibin cinsel olarak aktif olmamakla birlikte eşcinsel olmasına nasıl yaklaşacağı hakkındaki hassas soruya da açıklık getirdi. Vatikan onlarca yıldan bu yana eşcinselliği "hastalık" olarak nitelendirirken Papa Francis'in selefi Papa 16. Benedikt, eşcinsel erkeklerin rahip olmasını resmen yasaklamıştı.
Ruhani lider yaptığı İtalyanca konuşmada, "Ben kimim ki Tanrı'yı arayan, iyi niyetli eşcinsel bir kişiyi yargılayayım?" şeklinde konuştu. Papa Francis, "Bu kimseleri tecrit edemezsiniz," dedi.
Oldukça geniş kapsamlı olan basın toplantısı Pazartesi günü Papa'yı bir haftalık Brezilya ziyaretinden Roma'ya taşıyan uçakta, acele ile düzenlendi. Papa Francis'in Rio de Janeiro kentindeki pazar vaazını dinlemek için 3 milyondan fazla kişi ünlü Copacabana plajında toplandı.
Analistler rock yıldızlarına yapılanları aratmayan bu karşılamanın Papa'nın Vatikan'da, yolsuzluktan cinsel taciz krizine kendisini beklemekte olan sayısız zorlukta elini güçlendireceği yorumunda bulundu.
Öte yandan Papa Francis'in eşcinsellik konusundaki yorumları selefi zamanında ortaya çıkan bir skandala enine boyuna kafa yorduğu bir döneme denk geliyor. İtalyan medyasına sızan gizli bir Vatikan raporu bir grup eşcinsel Vatikan rahibinin Vatikan'da ipleri elinde tutan bir " eşcinsel lobisi" oluşturduğunu ortaya koymuştu.
Arjantinli ruhani lider Vatikan'a ait iç rapordan çıkan bulguları Şubat ayında görevi bırakan Papa 16. Benedikt ile görüştüklerini açıkladı. Francis, 16. Benedikt'in görevi bırakmasından önce belgelerle dolu bir kutu teslim ettiğini ve iç raporla ilgili gerekli ifadeyi verdiğini belirtti.
Papa, "Bir insanın eşcinsel olması ve lobi faaliyeti birbirinden farklı tutulmalıdır," dedi. Papa, "Sorun bu yönelime sahip olmak değil. Sorun lobi yapmak," şeklinde konuştu.
Papa'nın açıklamaları ise Katolik rahipliğinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan birinin temeline iniyor. Yerel piskoposluk bölgelerini yöneten piskoposlar uzun zamandan bu yana sade bir hayat süren eşcinsel rahipleri kabul edip etmemek konusunda bölünmüş durumda. Bazı piskoposlar eşcinselliğe hoşgörülü davranırken, Vatikan'ın eşcinsel rahipleri kabul etmemesi birçoğunun baskıya bağlı olarak üstlerinden cinsel kimliğini saklamasına neden oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























